Tier III veri merkezi, yüksek altyapı güvenilirliği, kullanılabilirlik ve yedeklilik seviyesiyle ilişkilendirilirken olası kesinti sürelerini minimumda tutmayı amaçlar. Bu makalede veri merkezi Tier sınıflandırmasının nasıl çalıştığını, farklı seviyeleri birbirinden ayıran özellikleri ve Tier III’ün neden iş açısından kritik altyapılar için en pratik seçeneklerden biri olarak kabul edildiğini açıklıyoruz.
Özellikle Tier III’ü diğer seviyelerden ayıran özelliklere odaklanacağız: yedek kapasite, birden fazla dağıtım yolu ve BT sistemlerini çevrimdışı duruma getirmeden planlı bakım yapabilme yeteneği. Ayrıca bu seviyenin operasyonel dayanıklılık, kullanılabilirlik ve maliyet arasında neden güçlü bir denge sunduğunu inceleyeceğiz.
Temel Çıkarımlar
Eşzamanlı bakım yapılabilirlik (concurrent maintainability) Tier III’ün belirleyici özelliğidir. Yedek kapasite ve birden fazla dağıtım yolu sayesinde kritik altyapı bileşenleri, BT iş yükleri çalışmaya devam ederken bakıma alınabilir.
Tier III; üretim sunucuları, veri tabanları, sanallaştırma platformları, SaaS uygulamaları, e-ticaret sistemleri, ERP ortamları ve planlı altyapı bakımının hizmet kesintisine yol açmaması gereken diğer iş açısından kritik iş yükleri için tasarlanmıştır. Birçok kurumsal üretim ortamı için Tier III, kullanılabilirlik, bakım kolaylığı ve altyapı maliyeti arasında pratik bir denge sağlar.
Tier III ayrıca güvenilirlik ve maliyet arasında dengeli bir yaklaşım sunar. Tier IV ile karşılaştırıldığında, tamamen hata toleranslı bir tesisin çok daha yüksek maliyet ve karmaşıklığı olmadan yüksek düzeyde dayanıklılık ve bakım esnekliği sağlar.
Giriş

Veri merkezi Tier sınıflandırmalarını anlamak, iş açısından kritik sunucu ve uygulamaların nerede çalıştırılacağına karar verirken önemli bir adımdır. Tier I’den Tier IV’e kadar uzanan Tier modeli, bir tesisin ne kadar dayanıklı olduğunu ve güç, soğutma ve destek altyapısının bakım, ekipman arızaları ve diğer operasyonel olaylar sırasında kullanılabilirliği ne ölçüde koruyabildiğini gösterir.
Her Tier seviyesi farklı bir yedeklilik ve hata toleransı düzeyi sunar. Tier I, sınırlı yedekliliğe sahip temel altyapıyı temsil ederken Tier IV en yüksek hata toleransı seviyesi için tasarlanmıştır.
Bu iki uç arasında yer alan Tier III veri merkezleri, güvenilirlik, operasyonel esneklik ve maliyet arasında güçlü bir denge sundukları için üretim altyapılarında yaygın olarak tercih edilmektedir.
Birçok işletme için bu denge özellikle önemlidir. Tier III tesisi, kritik altyapının desteklediği BT ekipmanını kapatmadan bakım yapılabilecek şekilde tasarlanır. Bu ilke eşzamanlı bakım yapılabilirlik (concurrent maintainability) olarak bilinir.
Bu özellik Tier III’ü özellikle dedicated sunucular, sanallaştırma platformları, veri tabanları, SaaS uygulamaları ve planlı altyapı bakımının hizmet kesintisine yol açmaması gereken diğer üretim iş yükleri için uygun hale getirir.
Tier III gereksinimlerini, beklenen kullanılabilirliği, yedekliliği ve iş açısından sağladığı avantajları daha ayrıntılı incelemeden önce Tier I, II, III ve IV seviyelerinin ne sunduğunu anlamak faydalıdır.
Tier Sınıflandırması Nedir?
Veri merkezi Tier sınıflandırması, bir tesisin ne kadar dayanıklı olduğunu ve kesintisiz sunucu çalışmasını ne kadar güvenilir biçimde destekleyebildiğini anlamanın pratik bir yoludur.
Tier seviyeleri yalnızca bir veri merkezini diğerinden “daha iyi” olarak sıralamaz. Bunun yerine, temel güç, soğutma ve dağıtım altyapısının bakım, bileşen arızaları ve diğer operasyonel olaylarla nasıl başa çıkacak şekilde tasarlandığını gösterir.
Pratikte Tier seviyesi şu önemli altyapı sorusuna yanıt verir:
Sunucu kullanılabilirliği etkilenmeden önce kaç bileşen bakım için devre dışı bırakılabilir veya arızalanabilir?
Tier seviyesi yükseldikçe tesise entegre edilen yedeklilik, bakım yapılabilirlik ve hata toleransı da artar. Bu nedenle daha yüksek Tier seviyelerine sahip veri merkezleri, planlı bakım veya belirli ekipman arızaları sırasında kritik altyapıyı çalışır durumda tutmaya genellikle daha iyi hazırlanmıştır.
Üretim sunucuları, veri tabanları, sanallaştırma platformları, SaaS uygulamaları veya diğer iş açısından kritik iş yüklerini çalıştıran kuruluşlar için Tier sınıflandırması, colocation ortamı seçerken önemli bir kriterdir.
Doğru Tier seviyesi; kuruluşun kullanılabilirlik gereksinimleri, kabul edilebilir kesinti süresi, altyapı mimarisi ve uygulamalar ile hizmetleri desteklemek için gereken yedeklilik düzeyiyle uyumlu olmalıdır.
Veri Merkezi Tier Seviyeleri
Veri merkezi Tier seviyeleri, bir tesisin sağlayabildiği kullanılabilirlik, yedeklilik ve hata toleransına göre tanımlanır. Sınıflandırma kümülatiftir: her yüksek Tier seviyesi, bir önceki seviyenin gereksinimlerini karşılamalı ve buna ek olarak daha fazla dayanıklılık ve operasyonel esneklik sağlamalıdır.
Tier I, sınırlı yedekliliğe ve en düşük kullanılabilirlik seviyesine sahip en temel altyapıyı temsil eder.
Diğer uçta ise en gelişmiş ve karmaşık yapı olan Tier IV bulunur. Tier IV, en yüksek hata toleransı ve operasyonel süreklilik seviyesini sağlamak için tasarlanmıştır.
Bu nedenle Tier seviyeleri arasındaki temel fark yalnızca genel “kalite” değil, altyapının bakım, bileşen arızaları ve diğer kesintiye yol açabilecek olaylar sırasında ne kadar iyi çalışmaya devam edebildiğidir.
Uptime Institute, veri merkezlerini dört altyapı seviyesinde sınıflandırır:
-
Tier I - Basic Capacity: çok az veya hiç yedeklilik içermeyen temel güç ve soğutma altyapısı.
-
Tier II - Redundant Capacity Components: ekipman arızalarının etkisini azaltmak için yedek kapasite bileşenleri ekler.
-
Tier III - Concurrently Maintainable: kritik altyapının BT yükünü kapatmadan bakım yapılabilecek şekilde tasarlanması.
-
Tier IV - Fault Tolerant: belirli bireysel altyapı arızalarından sonra bile çalışmaya devam edecek şekilde tasarlanması.
Not: Tier Derecelendirmesi Tüm BT Platformunu Kapsamaz
Tier modeli kümülatiftir: her yüksek seviye, önceki seviyenin yeteneklerini içerir ve daha fazla altyapı dayanıklılığı ekler. Tier III için belirleyici özellik eşzamanlı bakım yapılabilirliktir (concurrent maintainability) — yani BT ekipmanını kapatmadan bakım yapılabilmesidir.
Altyapı mühendisliği açısından bu, veri merkezinin yeterli yedekliliğe ve alternatif dağıtım yollarına sahip olması gerektiği anlamına gelir. Böylece kritik sistemlerin planlı bakımı, sunucu çalışmasını kesintiye uğratmadan gerçekleştirilebilir.
Tek bir bileşen bakım amacıyla geçici olarak devre dışı bırakılırken, yedek bileşen veya alternatif yol BT yükünü desteklemeye devam edebilir.
Örneğin teknik ekiplerin şunları yapması gerekebilir:
-
bir UPS modülünü değiştirmek veya bakımını yapmak;
-
yedek jeneratörlerin bakımını yapmak;
-
soğutma sistemlerine veya pompalara servis uygulamak;
-
güç dağıtım sisteminin bir bölümünü izole etmek;
-
yedeklilik olmaması halinde kesintiye yol açabilecek güç veya soğutma bileşenleri üzerinde çalışmak.
Veri Merkezi Tier Standartları
| Tier | Altyapı yaklaşımı | Temel veri merkezi gereksinimleri | Pratik anlamı |
|---|---|---|---|
| Tier I | Düşük maliyet ve hızlı kurulum odaklı temel altyapı | BT yükü tek bir dağıtım yolu tarafından desteklenir ve failover için yedek kapasite bileşenleri bulunmaz. |
Kesintinin tolere edilebildiği temel iş yükleri için uygundur. Yüksek değerli sistemler için önerilmez. Kritik bir bileşenin bakımı veya arızası BT ortamının kapatılmasını gerektirebilir. |
| Tier II | Ek yedekliliğe sahip temel altyapı | Tier I gereksinimlerini karşılar ve yedek kapasite bileşenleri ekler. | Tier I’den daha yüksek dayanıklılık sağlar ancak hâlâ tek dağıtım yoluna bağlıdır. Bileşen yedekliliği bazı riskleri azaltır ancak bakım yine de kullanılabilirliği etkileyebilir. |
| Tier III | Eşzamanlı bakım yapılabilir altyapı | Tier I ve Tier II gereksinimlerini karşılar; BT ekipmanına birden fazla bağımsız dağıtım yolu sağlar ve BT ekipmanının Tier III için gerekli yedekli güç dağıtım topolojisiyle uyumlu olmasını gerektirir. | Planlı bakımın BT yükü kapatılmadan yapılabilmesi için tasarlanmıştır. Güç, soğutma ve dağıtım bileşenleri sunucular çalışmaya devam ederken bakıma alınabilir. |
| Tier IV |
Tamamen yedekli, hata toleranslı altyapı |
Tier I, II ve III gereksinimlerini karşılar ve hata toleranslı güç, soğutma ve dağıtım altyapısı ekler. | En yüksek altyapı dayanıklılığı seviyesini sağlar. Tesis, belirli bireysel altyapı arızaları sırasında BT iş yüklerini desteklemeye devam edecek şekilde tasarlanmıştır. |
Doğru tasarlanmış bir Tier III veri merkezinde, bu tür çalışmaların üretim sunucularının kapatılmasını gerektirmemesi gerekir. Altyapı, tek bir bileşenin veya dağıtım yolunun bakım için izole edilebilmesini ve kalan sistemlerin BT ortamına güç ve soğutma sağlamaya devam etmesini mümkün kılacak şekilde düzenlenir.
Bu durum özellikle sanallaştırma kümeleri, veri tabanları, depolama sistemleri, SaaS platformları, ERP sistemleri ve planlı altyapı bakımının uygulama kesintisine yol açmaması gereken diğer üretim iş yüklerini çalıştıran kuruluşlar için önemlidir.
Eşzamanlı bakım yapılabilirlik ile tam hata toleransı (fault tolerance) arasındaki farkın anlaşılması da önemlidir. Tier III öncelikle planlı altyapı bakımı sırasında BT ortamını çalışır durumda tutmak için tasarlanır. Tier IV ise bir adım daha ileri giderek belirli beklenmedik arızaların kritik yükü etkilemeden meydana gelmesine olanak sağlayan daha yüksek bir hata toleransı sunar.
Teknik ekipler açısından Tier III’ün pratik değeri yalnızca “daha fazla yedeklilik” değildir. Asıl avantajı, Tier IV’ün çok daha karmaşık ve pahalı mimarisinden kaçınırken rutin altyapı bakımının hizmetleri kesintiye uğratmadan yapılabilmesidir.
En önemli geçiş Tier II ile Tier III arasında gerçekleşir. Tier II yedekli bileşenler içerir ancak veri merkezi hâlâ tek bir dağıtım yoluna bağımlı olabilir ve bazı bakım işlemleri kesinti gerektirebilir.
Tier III ise concurrent maintainability özelliğini ekler. Bu, kritik altyapı bileşenlerinin ve dağıtım yollarının planlı çalışma için geçici olarak devre dışı bırakılabilmesi ve BT yükünün aynı anda çalışmaya devam etmesi anlamına gelir.
Tier IV daha da ileri gider. Yalnızca kesintisiz bakım için değil, aynı zamanda hata toleransı için de tasarlanır. Yedekli ve hata toleranslı altyapısı, belirli beklenmedik arızalar sırasında sistemlerin çalışmaya devam etmesini sağlar.
Birçok üretim ortamı için Tier III pratik bir orta yol sunar: Tier I veya Tier II’ye göre çok daha fazla dayanıklılık ve bakım esnekliği sağlar ancak Tier IV ile aynı düzeyde karmaşıklık ve maliyet gerektirmez.
Tier III Neden Üretim Altyapısı İçin Pratik Bir Seçimdir?
Tier III veri merkezleri, Tier IV tesisleriyle tipik olarak ilişkilendirilen maliyet ve mimari karmaşıklık olmadan yüksek altyapı kullanılabilirliği sağladıkları için kurumsal ve üretim ortamlarında pratik bir seçimdir.
Tier III, kritik sistemleri kapatmadan bakım yapılabilmesi için yeterli kapasite yedekliliği ve dağıtım altyapısı gerektirir. Tam uygulama bir tesisten diğerine değişebilir.
Bu gereksinimi karşılamanın yaygın yollarından biri N+1 konfigürasyonudur. Bu modelde mevcut yükü desteklemek için gereken minimum kapasiteye ek olarak en az bir yedek bileşen daha bulunur.
Ancak Tier standardı sabit bir bileşen listesine değil, elde edilmesi gereken sonuca odaklanır.
Tier III’ün belirleyici özelliği eşzamanlı bakım yapılabilirliktir (concurrent maintainability). Karar verme açısından en önemli nokta, Tier III’ün Tier IV’e göre çok daha düşük maliyet ve karmaşıklıkla yüksek kullanılabilirlik sağlamasıdır.
Aynı zamanda Tier III, olası her arızaya karşı mutlak koruma sağlamaz. En yüksek hata toleransı için tasarlanan Tier IV’ün aksine Tier III öncelikle yedeklilik, hizmet kesintisi olmadan bakım ve planlı altyapı çalışmaları sırasında sürekli işletime odaklanır.
Tier III veri merkezinin güvenilirliği ağ altyapısının kalitesine de bağlıdır. Birden fazla operatör, farklı ağ rotaları, doğrudan bağlantılar ve bulut platformları veya diğer veri merkezleriyle entegrasyon, genel dayanıklılığı önemli ölçüde artırabilir.
Bu nedenle kuruluşlar yalnızca Tier seviyesini değil, tesisin bağlantı seçeneklerini ve ağ yedekliliğini de değerlendirmelidir.
tier3 terimi bazen Tier III yerine gayriresmî olarak kullanılır. Çoğu durumda aynı temel ilkeleri ifade eder: yedekli altyapı, birden fazla dağıtım yolu ve kritik BT sistemlerini kesintiye uğratmadan planlı bakım yapabilme yeteneği.
Tier III Veri Merkezi Gerçekte Neyi Garanti Eder? Basit Açıklama
Temel Garanti: Eşzamanlı Bakım Yapılabilirlik
Tier III veri merkezinde kritik altyapı, üretim sistemleri çevrimdışı duruma getirilmeden bakıma alınabilir.
Güç, UPS, soğutma ve dağıtım bileşenleri, sunucular çalışmaya devam ederken servis edilebilir.
Basitçe ifade etmek gerekirse Tier III, planlı altyapı bakımının BT yükünün kapatılmasını gerektirmemesi için tasarlanmıştır.
Güç Altyapısına İlişkin Garantiler
Tier III veri merkezinde güç altyapısı, planlı bakımın BT yükünü kesintiye uğratmadan gerçekleştirilebilmesi için tasarlanır.
Yedek kapasite ve birden fazla dağıtım yolu sayesinde mühendisler UPS sistemleri, jeneratörler, şalt ekipmanları veya elektrik dağıtım zincirinin belirli bölümleri gibi bileşenleri izole edip bakımını yapabilir; bu sırada sunucular enerji almaya devam eder.
Temel ilke, tek bir altyapı bileşeninin bakım için devre dışı bırakılmasının otomatik olarak hizmet kesintisine yol açmamasıdır.
Ancak Tier III her türlü kesintiye karşı koruma garantisi olarak yorumlanmamalıdır. İnsan hatası, zincirleme arızalar veya tesisin tasarım kapsamı dışındaki olaylar yine de kullanılabilirliği etkileyebilir.
Soğutma Altyapısına İlişkin Garantiler
Tier III tesisindeki soğutma altyapısı, gerekli soğutma kapasitesi bileşenlerinin BT ortamı kapatılmadan planlı bakım için devre dışı bırakılabileceği şekilde tasarlanır.
Yedek soğutma kapasitesi, mühendislerin chiller’lar, pompalar, CRAC/CRAH üniteleri ve ilgili dağıtım bileşenleri üzerinde bakım yapmasına olanak tanırken sunucu yükünü destekleyecek yeterli soğutma kapasitesi kullanılabilir durumda kalır.
Dolayısıyla Tier III, kesintisiz bakım yapılabilmesini destekler ancak tüm beklenmedik ekipman arızalarına karşı tam hata toleransı sağlamaz.
Güvenilirlik ve Kullanılabilirlik
Tier III, garantili bir uptime yüzdesi tanımlamaz.
Belirleyici özelliği concurrent maintainability’dir: kritik altyapı, BT yükü kesintiye uğratılmadan bakım görebilir.
Gerçek kullanılabilirlik; tesisin nasıl tasarlandığına, işletildiğine, bakımının nasıl yapıldığına ve yedekliliğin pratikte ne kadar etkili uygulandığına bağlıdır.
Gerçek Tier III Garantilerini Doğrulamak İçin Neleri Kontrol Etmelisiniz?
Tek başına Tier III etiketi, bir veri merkezini tam olarak değerlendirmek için yeterli değildir.
Teknik ekipler tesisin gerçekten Tier III ilkelerine göre tasarlanmış, sertifikalandırılmış ve işletiliyor olup olmadığını doğrulamalıdır.
Şunları incelemeleri gerekir:
- Uptime Institute sertifika belgeleri;
- kullanılabilirlik veya test raporları;
- kritik güç ve soğutma sistemlerinin BT yükünü kesintiye uğratmadan bakıma alınabildiğini gösteren belgelenmiş bakım prosedürleri;
- single point of failure analizi;
- güç ve soğutma mimarisi şemaları;
-
failover ve yedeklilik mekanizmaları.
Operasyonel süreçler fiziksel tasarım kadar önemlidir. Güçlü değişiklik yönetimi, bakım kontrolleri ve belgelenmiş prosedürler insan kaynaklı kesinti riskini azaltmaya yardımcı olur.
Bu nedenle Tier III iddiası hem tesis mimarisi hem de tesisin fiilen nasıl işletildiğiyle desteklenmelidir.
Tier III ve Garantili Uptime
Tier III sınıflandırması ile sözleşmeye dayalı uptime garantisi aynı şey değildir.
Tier III, altyapının yedeklilik ve bakım yapılabilirlik açısından nasıl tasarlandığını açıklayan bir mühendislik standardıdır.
Buna karşılık SLA (Service Level Agreement), hizmet sağlayıcının kullanılabilirlik konusundaki sözleşmeye dayalı taahhüdünü ve bu taahhüdün karşılanmaması durumunda uygulanacak telafi veya çözüm koşullarını belirler.
Kesintinin doğrudan finansal etkisi olan işletmeler için SLA, Tier seviyesi kadar dikkatli değerlendirilmelidir.
Teknik ekipler şunları kontrol etmelidir:
- uptime nasıl hesaplanıyor;
- hangi olaylar downtime olarak kabul ediliyor;
- hangi istisnalar uygulanıyor;
- hangi servis kredileri sunuluyor;
- olaylar nasıl ele alınıyor ve eskale ediliyor.
Basitçe ifade etmek gerekirse:
Tier III, altyapının nasıl tasarlandığını gösterir; SLA ise sağlayıcının sözleşme kapsamında neyi taahhüt ettiğini belirler.
Hosting Sağlayıcısı Seçerken Tier III Ne Anlama Gelir?

Bir hosting sağlayıcısı sunucuların Tier III veri merkezinde bulunduğunu belirttiğinde, bu genellikle tesisin yüksek düzeyde yedeklilikle tasarlandığı ve kritik BT yükünü çevrimdışı duruma getirmeden bakım yapılabildiği anlamına gelir.
Tier III çoğu zaman yanlış biçimde yalnızca “yüksek uptime” ile özdeşleştirilir. Oysa sınıflandırmanın temel konusu fiziksel altyapının mimarisidir.
Bir sunucu rack’i; şebeke elektriği, şalt ekipmanları, UPS sistemleri, bataryalar, jeneratörler, güç dağıtım ekipmanları ve rack seviyesinde güç dağıtımı gibi birçok bileşenden oluşan tüm bir altyapı zincirine bağlıdır.
Yalnızca iki UPS ünitesine sahip olmak bir tesisi otomatik olarak eşzamanlı bakım yapılabilir hale getirmez.
Her iki UPS de bakım sırasında kapatılması gereken ortak bir aşağı akış bileşenine bağlıysa, bu bileşen hâlâ potansiyel bir kesinti noktasıdır.
Aynı ilke soğutma için de geçerlidir.
Birden fazla soğutma ünitesine sahip olmak tek başına yeterli değildir. Mimari aynı zamanda ekipmanın izole edilip bakım yapılabilmesine ve BT ortamı için gereken soğutmanın korunmasına olanak tanıyacak yeterli yedek kapasite ve dağıtım esnekliği sağlamalıdır.
Yedeklilik ve Bakım Yapılabilirlik Aynı Şey Değildir
Yaygın altyapı yedeklilik modelleri şunlardır:
- N — mevcut yük için gereken tam kapasite;
- N+1 — gereken kapasite + bir ek yedek bileşen;
- N+2 — gereken kapasite + iki ek yedek bileşen;
- 2N — tamamen bağımsız iki tam kapasite seti;
- 2N+1 — iki tam kapasite seti + ek yedek kapasite.
Bu konfigürasyonlar altyapı tasarımını anlamak için yararlıdır ancak yalnızca yedek bileşenlerin bulunması bir tesisi Tier III yapmaz.
Bu bileşenlerin ve bunlarla ilişkili dağıtım yollarının da kritik BT yükünü kesintiye uğratmadan bakım yapılabilir olması gerekir.
Bu nedenle bir veri merkezi yalnızca jeneratör, UPS modülü, soğutma ünitesi veya güç hattı sayılarak değerlendirilemez.
Önemli olan tüm mimaridir.
Tier III Üretim Altyapısı İçin Neden Önemlidir?
Üretim ortamlarında birçok farklı seviyede bakım gerekir.
Uygulamaların güncellenmesi, hypervisor’ların patch edilmesi, depolama sistemlerinin servis edilmesi, ağ ekipmanının bakımı ve tesisin güç ve soğutma altyapısının kendi bakım döngüsü vardır.
Tipik planlı bakım işlemleri şunları içerebilir:
- bir UPS modülünü devre dışı bırakmak;
- jeneratör bakımı yapmak;
- bataryaları değiştirmek;
- soğutma sisteminin bakımını yapmak;
- elektrik şalt ekipmanını incelemek;
- güç dağıtım yollarından biri üzerinde çalışmak;
- pompaların veya diğer mekanik ekipmanların bakımını yapmak;
- eskimiş altyapı bileşenlerini değiştirmek.
Eşzamanlı bakım yapılabilir bir mimaride, bu çalışmalar gerçekleştirilirken başka bir kullanılabilir yol veya yeterli kalan kapasite kritik BT ortamını desteklemeye devam eder.
Sürekli kullanılabilir olması gereken üretim iş yükleri için bu durum, veri merkezi bakımı ile uygulama kesintisi arasındaki bağımlılığı önemli ölçüde azaltır.
Tier III tüm kesinti nedenlerini ortadan kaldırmaz ancak özellikle planlı fiziksel altyapı bakımından kaynaklanan önemli bir downtime kategorisini ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
Tier III Bir Altyapı Özelliğidir, Uygulama Kullanılabilirliği Garantisi Değildir
Tier III, BT ekipmanını destekleyen altyapıyı tanımlar; uygulamanın kendisinin sürekli kullanılabilir kalacağını garanti etmez.
Bir uygulama şu nedenlerle yine de kullanılamaz hale gelebilir:
- sunucu donanımı arızası;
- depolama veya veri bozulması;
- işletim sistemi arızası;
- veri tabanı sorunları;
- routing problemleri;
- yazılım hataları;
- başarısız deployment işlemleri;
- uygulama yapılandırma hataları;
-
siber güvenlik olayları;
-
insan hatası.
Benzer şekilde, tek bir fiziksel sunucuyu Tier III veri merkezine yerleştirmek o sunucuyu otomatik olarak yüksek kullanılabilir hale getirmez.
Donanım yedekliliği, clustering, sanallaştırma, replikasyon, backup ve failover mekanizmaları ayrı olarak uygulanmalıdı
Veri Merkezi Tier Seviyesinin Ötesinde Dayanıklılık
| Dayanıklılık Katmanı | Neleri İçerir | Neden Önemlidir |
|---|---|---|
| Tesis dayanıklılığı | Yedekli ve bakımı yapılabilir güç ve soğutma altyapısı | Bakım veya bireysel altyapı arızaları sırasında fiziksel ortamın çalışmasını sürdürür |
| Ağ dayanıklılığı | Birden fazla operatör, yedekli switching ve routing, dayanıklı uplink’ler, DDoS koruması | Bağlantı kaybı riskini azaltır ve ağ kullanılabilirliğini artırır |
| Donanım dayanıklılığı | Enterprise sunucular, yedek PSU’lar, ECC bellek, RAID, dağıtılmış depolama | İş yüklerini donanım arızalarından korur |
| Platform dayanıklılığı | Hypervisor cluster’ları, orkestrasyon, VM replikasyonu, container scheduling, otomatik kurtarma | Host veya platform bileşeni kullanılamaz hale geldiğinde iş yüklerinin failover yapmasını veya kurtarılmasını sağlar |
| Uygulama dayanıklılığı | Load balancing, birden fazla servis instance’ı, replikasyonlu veri tabanları, kuyruklar, caching, kontrollü failover | Tekil servis veya instance arızalarında uygulamaların kullanılabilir kalmasını sağlar |
| Veri dayanıklılığı | Backup’lar, off-site kopyalar, replikasyon, kurtarma prosedürleri, restore testleri | Veri kaybına karşı korur ve arıza veya bozulma sonrasında kurtarma sağlar |
| Coğrafi dayanıklılık | Bağımsız veri merkezleri, tesisler veya bölgeler arasında dağıtım |
Kritik hizmetleri lokasyon seviyesindeki olaylardan ve büyük ölçekli altyapı kesintilerinden korur |
Bu nedenle güvenilir bir üretim ortamı yalnızca veri merkezinin Tier seviyesiyle tanımlanmaz.
Gerçek yüksek kullanılabilirlik; tesis, ağ, donanım, platform, uygulama, veri ve coğrafi katmanlardaki dayanıklılığın birlikte sağlanmasıyla elde edilir.
Tier III öncelikle bu katmanların ilkini, yani veri merkezinin fiziksel altyapısını güçlendirir.
Doğru Tier Seviyesi Nasıl Seçilir?
Tier III veya Tier IV veri merkezi tek başına bir uygulamayı yüksek kullanılabilir hale getirmez.
Tier sınıflandırması öncelikle tesisin kendisinin — güç, soğutma ve kaynak dağıtım sistemlerinin — dayanıklılığını tanımlar; tüm hizmet zincirinin kullanılabilirliğini değil.
Tüm katmanlarda yüksek kullanılabilirlik sağlamak için şirketlerin sunucular, depolama sistemleri, ağ ve uygulamalar için dayanıklı mimarileri ayrıca tasarlaması gerekir.
Operasyonel Kalite, Tier Seviyesi Kadar Önemlidir
Tier III ve Tier IV veri merkezlerinde bile bir bileşen arızalandığında yedekliliğin mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden sağlanması gerekir.
Yedekli bir UPS modülü, soğutma ünitesi, jeneratör veya başka bir kritik bileşen devre dışı kaldığında, veri merkezi ikinci bir arızaya karşı geçici olarak daha düşük koruma seviyesiyle çalışır.
Bu nedenle olgun veri merkezi operatörleri önceden şu konuları tanımlar:
- yedek parça bulunabilirliği;
- kurtarma ve onarım süreleri;
- arıza yönetim prosedürleri.
Tier III ortamlarında arızalanan yedek bileşenlerin, hedeflenen dayanıklılık seviyesini yeniden sağlamak için mümkün olduğunca hızlı değiştirilmesi gerekir. Yüksek derecede kritik Tier IV ortamlarında ise bu süreler genellikle daha da kısadır.
Ayrıca Tier gereksinimlerini belirli uygulama tercihleriyle karıştırmamak önemlidir.
Bir veri merkezi yalnızca belirli bir zemin tipi, soğutma yerleşimi veya ekipman yapılandırması kullandığı için Tier III olmaz.
Yükseltilmiş zemin veya düz zemin, sıra içi soğutma, sıcak koridor/soğuk koridor tasarımı gibi çözümler tesisten tesise değişebilir.
Önemli olan, genel mimarinin gerekli yedeklilik, bakım yapılabilirlik ve dayanıklılık ilkelerini karşılamasıdır.
Karar Verirken Bu Ne Anlama Gelir?
Bir BT yöneticisi, CTO veya BT Altyapı Başkanı olarak colocation hizmeti değerlendiriyor ya da sunucu kurulumu için bir tesis seçiyorsanız, Tier III önemli bir kriterdir — ancak tek kriter olmamalıdır.
Tier sınıflandırması, veri merkezi altyapısının ne kadar dayanıklı ve bakım yapılabilir olduğunu gösterir. Bununla birlikte nihai karar; sağlayıcının ağ kalitesi, destek seviyesi, operasyonel süreçleri, SLA şartları, mevcut donanım yapılandırmaları ve gerçek hizmet geçmişi de dikkate alınarak verilmelidir.
Bir veri merkezini değerlendirirken şu noktalar önemlidir:
- gerçekte hangi seviyede güç yedekliliğinin uygulandığı;
- soğutma sisteminin nasıl tasarlandığı ve dağıtıldığı;
- tesisin gerçek erişilebilirlik geçmişi;
- bir olay durumunda ne tür 7/24 destek sunulduğu.
INTROSERV bünyesinde sunucular, Tier III standartlarına uygun olarak tasarlanmış veri merkezlerinde konumlandırılır. Müşterilere sunulan altyapı, yüksek performans gerektiren iş yükleri, yoğun kurumsal uygulamalar ve güvenilirlik ile iş sürekliliğinin kritik olduğu ortamlar için tasarlanmıştır.
Önemli Noktalar
- Tier III’ün temel özelliği, BT iş yüklerini çevrimdışı duruma getirmeden bakım yapılabilmesidir. Yedek kapasite ve birden fazla dağıtım yolu sayesinde kritik altyapı bileşenleri servis edilirken BT sistemleri çalışmaya devam eder.
- Tier III; üretim sunucuları, veritabanları, sanallaştırma platformları, SaaS uygulamaları, e-ticaret sistemleri, ERP ortamları ve planlı bakımın hizmet kesintisine yol açmaması gereken diğer kritik iş yükleri için uygundur. Birçok kurumsal ortamda Tier III, erişilebilirlik, bakım kolaylığı ve altyapı maliyeti arasında dengeli bir çözüm sunar.
- Tier III, güvenilirlik ile maliyet arasında makul bir denge sağlar. Tier IV ile karşılaştırıldığında, tamamen hata toleranslı bir altyapının çok daha yüksek maliyetine ve karmaşıklığına ihtiyaç duymadan yüksek düzeyde dayanıklılık ve bakım esnekliği sunar.
INTROSERV Neden Birden Fazla Lokasyonda Tier III Seviyesinde Altyapı Kullanıyor?
Küresel hosting altyapısında veri merkezi dayanıklılığı özellikle önemlidir; çünkü iş yükleri genellikle gecikmeyi azaltmak, iş sürekliliğini desteklemek, yerel gereksinimleri karşılamak veya son kullanıcılara erişimi iyileştirmek amacıyla farklı bölgeler arasında dağıtılır.
INTROSERV, Avrupa’da Hollanda, Fransa, Almanya, Polonya ve Birleşik Krallık; Kuzey Amerika’da ABD ve Kanada; Asya’da Hindistan ve Singapur; ayrıca Avustralya dahil olmak üzere birçok ülke ve bölgede sunucu altyapısı sağlar. Seçili lokasyonlarda Tier III seviyesinde veri merkezi altyapısı kullanılır.
Müşteriler açısından avantaj yalnızca Tier sınıflandırmasından ibaret değildir.
Daha önemlisi, Tier III seviyesindeki dayanıklılık, coğrafi olarak dağıtılmış sunucu altyapısıyla birleştirilebilir.
Projenin mimarisine bağlı olarak farklı lokasyonlar şu amaçlarla kullanılabilir:
- belirli bir bölgedeki kullanıcılar için gecikmeyi azaltmak;
- coğrafi yedeklilik sağlamak;
- felaket kurtarma altyapısı oluşturmak;
- üretim ve yedek sistemleri birbirinden ayırmak;
- bölgesel uygulama dağıtımı yapmak;
- dağıtık veritabanları kurmak;
- sanallaştırma ortamlarını çoğaltmak;
- farklı ülke ve bölgelerde hizmet erişilebilirliğini korumak.
Örneğin hem Avrupa hem de Kuzey Amerika’daki kullanıcılara hizmet veren bir şirket, uygulama altyapısını farklı bölgelerde kurabilir. Başka bir şirket ise bir lokasyonda ana üretim ortamını, başka bir lokasyonda yedekleme veya kurtarma altyapısını tutabilir.
Her iki durumda da veri merkezinin dayanıklılığı önemlidir, ancak genel mimarinin yalnızca bir parçasıdır.
Temel hedef, veri merkezi mimarisi, sunucu donanımı, ağ, veri koruma ve uygulama katmanlarının birlikte çalıştığı bir altyapı oluşturmaktır; tüm erişilebilirliği tek bir katmana bırakmak değildir.
INTROSERV ile Başlangıç
INTROSERV ile altyapı kuran müşteriler için Tier III veri merkezleri hem basit hem de karmaşık dağıtımlar için güvenilir bir temel sağlar. Hızlı devreye alma, şeffaf fiyatlandırma ve kullanımı kolay kontrol paneli ile birlikte bu yapı, tek bir VPS’ten çok sunuculu mimarilere kadar gereksiz operasyonel karmaşıklık olmadan ölçeklenmeyi mümkün kılar.
Altyapınızı Avrupa’da Hollanda ve Fransa, Kuzey Amerika’da ABD, Asya’da Hindistan ve Avustralya dahil olmak üzere stratejik küresel bölgelerde konuşlandırabilirsiniz. Birden fazla lokasyon seçeneği sayesinde gecikme, erişilebilirlik, mevzuata uygunluk ve son kullanıcılara yakınlık açısından ihtiyaçlarınıza en uygun bölgeyi seçebilirsiniz.
İster başka bir sağlayıcıdan geçiş yapıyor, ister mikroservis ortamı kuruyor, ister mevcut altyapınızı genişletiyor ya da çok sunuculu bir mimari oluşturuyor olun, INTROSERV teknik gereksinimlerinize göre ölçeklenme esnekliği sunar.
Ek operasyonel desteğe ihtiyaç duyan kuruluşlar için sunucu yönetim hizmetleri de mevcuttur. Altyapı, ortamınızın ve iş yüklerinizin ihtiyaçlarına göre; rutin yönetim ve izleme işlemlerinden daha karmaşık sunucu yönetimi görevlerine kadar desteklenebilir.
Temel amaç, bugün tek bir sunucuya ihtiyaç duyuyor olsanız da işiniz büyüdükçe daha karmaşık ve dağıtık bir altyapıya geçiyor olsanız da, altyapı kurulumu ve genişletilmesini mümkün olduğunca kolay hale getirmektir.